Mandıra Filozofu 2 – İstanbul

Vazgeçmek Özgürlüktür 

Büyük şehirde bir firma tarafından işten çıkarılmak, işsiz kalmak ve İstanbul’a bakmak… Bu belki bekâr ve yaşı genç bir insana dokunmaz ama bir aile babasına ve yaşı büyük bir insana çok dokunur. Eğer bir de o şirkete severek hizmet ettiysen daha çok dokunur.

Mandıra Filozofu 2 – İstanbul filmi son derece etkileyici bir film. Son yıllarda firmaların büyüme hırslarına, çalışanlarına emek vermemesine ve tabii ki satış ve para hırsına çok güzel göndermeler yapıyor. Elbette filmi izleyince paraya, hedeflere, zengin olmaya ve daha pek çok şeye karşı olma isteği duyuyor insan. Ancak bu mümkün mü?

Şimdi ben tüm bunlara karşı dursam ve tıpkı filozofun dediği gibi pek çok şeyden vazgeçsem ne yapabilirim? Belki bir köye gider ve oraya yerleşebilirim. Ufak bir tarlam ve bana yetecek kadar bir bahçem olur. Orada kendi ekmeğimi, yemeğimi yaparım. Kıyafetlerimi kendim dikerim. Daha pek çok şeyi kendi başıma yapabilirim. Sonra? Sonra bu hayata alışabilirim belki. Bu arada teknoloji çok ama çok ilerlemiş olur. E tabi, her yıl yeni telefon çıkıyor. O zaman iPhone 8 çıkmış olur belki. Ondan da vazgeçerim. Android N, Android O çıkmış olur. Bana ne, değil mi? Bir açıdan bakıldığında bu çok rahat, çok sıkıntısız ve stressiz bir ortam. Öyle güzel bir ortam ki… Her yıl araba değiştirmek, her yıl yeni kıyafet almak derdi yok. Yani bizi ele geçiren tüketim çılgınlığından vazgeçmek sanıldığı kadar kötü bir şey değil.

mandira-filozofu-2

Şehirler aslında insanın fiziksel ve ruhsal sağlığı için iyi yerler değiller. Elbette bilgisayar ve internetten vazgeçmek kolay değil. Hatta bence vazgeçmemeli. Fakat belki de insanın kendine bir tüketim sınırı koyması her açıdan iyi bir adım olabilir. Neden her gün farklı bir kıyafet giyme ihtiyacı hissediyoruz? Ofise ya da okula giderken her gün ayrı bir şey giymek zorunda değiliz. Her yıl yeni telefon almak zorunda değiliz. İki yılda bir otomobil değiştirmek zorunda değiliz. Bunlara bir kısıtlama getirebiliriz.

Köyde ve bir mahallede yaşamak kötü bir şey değil. Birol Güven bunu çok güzel anlatmış. Fakat ben insanlığın bu noktaya gelmişken; bu yaşam şekline, tüketime, akıllı telefonlara, aşırı giyim harcamalarına bu kadar alışmışken geri adım atabileceğini hiç sanmıyorum. Vazgeçebileceğine ihtimal bile vermiyorum. “Vazgeçmek özgürlüktür” diyor filozof. Evet, öyledir. Ancak, ya vazgeçmek istemiyorsan? O zaman özgür olmadığına zaten inanmıyorsun demektir.

Ve en önemlisi de; çok klasik olacak ama çok sevdiğim bir cümle; alışmış kudurmuştan beterdir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir